27 Şubat 2009 Cuma

Bu gidisle sayfanin adini degistirmem gerekecek sanirim, yilda 1 mi yapsam ne!
Neyse bu gecen sure icinde bir suru fotograf cektim elbette ama ne yazikki bunlari duzenleme ve yayinlamak icin icimde hic istek yoktu. Yoktu diyorum cunku bunlari paylasmam gerektigi kararina vardim. Bu fotogrtaflari ayrintilari ile sizlerle en kisa surede paylasacagim...
05-03-2009 ile 10-03-2009 arasi Sri Lanka da olucam. Elbette bu seyahatteki fotograflarida paylasicam sizlerle.

Gecikme icin kusura bakmayin....

21 Aralık 2007 Cuma

20-12-2007 Semerkant Gezisi

Üç günlük bayram tatilinin ikinci günü sonunda Semerkant’a gitme hayallerim gerçekleşti. Öncelikle şunu belirteyim ,geçen seneki Buhara gezisinden yaşadığım hayal kırıklığı Semerkant gezisinde yaşadığımın yanında hiç kalır.Birincisi hava kapalı ve soğuktu,ikincisi Semerkant’a gitme niyetim uzun süredir olmasına karşın şimdiye kadar ufak tefek araştırmalar dışında hiçbir şey yapmamıştım.Herşeyden önce hazırlıklı olmam lazımdı.İyi bir tecrübe oldu benim için..

Arabamız konforlu bir Toyota cipti.Saat 11 gibi son yolcumuzu da alıp yola çıktık. Öğle yemeği vakti yaklaştığı için açıkmıştık yoldaki elma satan kadınlardan birinin yanında durduğumuzda saat 11:48 di…

Saat 11:48 elma molası 2 kilo elma 4000 soum , kilosu yaklaşık 1.6 $.




12.45 de Semerkant’a ulaştık arabamızı park ettik.O da nesi millet bana soruyor ne tarafa diye…

Semerkanta ilk kez gelen ben yol tarif edeceğim…Ama ben dersime çalışmadım ki…Neyseki medresenin kapısı her yerden görünüyor.İlk hedef medrese….

Pazarın içinden geçiyoruz millet 40 yıldır Semekant ta yaşayan ve burayı avcunun içi gibi bilen beni izliyor(!)…




Pazardan helva alıyoruz.Sonra aklıma geliyor helva aldığımız yere dönüp bize helva satan çoçukları çekiyorum

Önce 500 soum olan helva,çetin pazarlıklar sonucu önce 400 e sonra 300 e düşüyor.Genede ben eminim ki helva aslında 200 soum…

Önce duvarın dibinden sağa gidiyoruz.Buranın ters yön olduğunu öğrenince sola gidiyoruz.Ve caminin yan kapısından içeri giriyoruz…

İşte cami.Birbirinden ayrı üç yapıdan oluşan caminin yapılarını birbirine 7 metre yüksekliğindeki duvar bağlıyor.

Camin kapısı tamamen kapalı.Yüksekliği yaklaşık 13 metre kapının.Muazzam bir yapı.



Kapısı kapalı ama yan kapı(daha çok delik) açık.Buradan caminin içine giriyoruz.Ve gene benzer bir kapıdan(!) çıkıyoruz.


Bu arada fotoğraflar bir çok şeyi anlatıyor caminin durumu hakkında ben susuyorum!!!

Yan kapıdan kaçak girdiğimiz için çıkarken bilet parası veriyoruz.Adam başı 2500 soum yabancılara,yerlilere 200 soum tam 12.5 kat pahalı…


Kapıdan çıkıyoruz o da ne bir ses. ‘what is your name?’

İsmimi öğrenince seviniyor minik kız. Bu arada yanımızdan geçenler dalga geçiyorlar bizle…




Buda caminin giriş kapısı...

Yemek yemek üzere lokanta aramaya başlıyorum.Zira başka arayan yok...Bulduğum yerden bir dizi yanlış anlama oluyor.Birde üstüne üstlük fatura fazla geliyor.Benim moralım sıfır.

Tek başına olmanın bu yanı güzel hiç kimseye bişey anlatmak zorunda değilsin.Yemek yiyeceğin yeri,gideceğin yönü sen seçiyorsun.5 kişi olunca bunlar biraz (hatta baya) bi problem oluyor.

Yemek’ten sonra pasta yiyoruz ayak üstü.ve bu kaftanı görüyorum.Düğünlerde giyiliyor bu kaftan...

Özbek kaftan’ı


Millet yürüyor ben arkalarında yetişmek için koşuyorum. Ve bu fotoğrafını çektiğim yerde bir kuyu olduğunu öğreniyorum.Zira tam ben geldiğimde bizimkiler merdivenlerinden aşağıya iniyorlar bende sadece restorasyon yapıldığına dair tabelayı çekebiliyorum.


Biraz önce gezdiğimiz camiyi birde uzaktan çekiyorum

Öndeki kapısı arkadaki cami ve arasında sadece ağaçlar var.

Her seferinde daha sallama olmaya başladı bu yazılarım ve fotoğraflarım…

Yok yok benim mutlaka bir sefer daha gitmem lazım Semerkant’a….


Hoşçakalın

Serdar

Kullanılan Ekipman:
Nikon D70S
Nikkor 18-70
Nikkor 70-300 VR
UV filitre

14 Kasım 2007 Çarşamba

Gecikme

Ne yazıkki 15 günde 1 in ikinci 15 inde gecikme oluyor.Ve bu 15 i boş geçiyoruz.

Semerkant fotoğrafları bir sonraki seri olacak umarım.Umarım diyorum zira bugünlerde bazı şeyler çok hızlı değişiyor.Değil 1 hafta sonrasını 1 saat sonrası için plan yapmak imkansız...

Anlayışınız için şimdiden teşekkürler...
Keşke herkes sizin gibi anlayışlı olsa....


Serdar

1 Kasım 2007 Perşembe

28-10-2007 Taşkent

Güzergah: Navai caddesi-Sirk-Kuldaş medresesi-Gülpazar camii-Carsu pazarı-Barakhan medresesi-Namazgah camii-Carsu pazarı-Turkuaz süpermarket-Navai caddesi-Özgürlük meydanı-Demir süpermarket-Tiyatro
Toplam süre: 7 saat



28 sabahı 6:20 de başlayan yolcuğun ikl fotoğrafı 09:18 de Pahtakor metrodan çıktıktan sonra Navai caddesine giderken yolda çektim







Navai ye gelmemin asıl sebebi hem karnımı doyrmak hemde Nokia 5500'a kulaklık almak ama pazar günü olamasının da etkisi ile doğru dürüst açık dkkan yok. Hatta çorba bile hazır değil.Başkent restauranttan cıkıp caddenin sonuna kadar yürümeye karar veriyorum. Yolda Ozbek Devlet Akademisinin önünde bekleyen insanları ve binayı çekiyorum








Aradan sadece 2 dakika geçiyor ve işte o ana adam,araba,ağaç ve bulutlar beni bekliyor,bizi çek dercesine.Bana sık sık olmaz böyle birşey ama.O anı ölümsüzleştirmem gerektiğini düşünüyorum.







Tekrar Başkent'e doğru yürüken güneşin giderek yükseldiği geliyor aklıma ve dünden planladığım Medrese ve Camii ziyaretlerini bir an önce gerçekleştirmem gerektiğine karar veriyorum.
İstikamet tam yol ileri.Haritamda sirki geçip ilerlemem gerektiğini görüyorum.Geçerkende sirki çekiyorum






10:17 artık haritanın yanlış olduğunu düşünmeye başlamışken bir anda Kuldaş Medresesi sağımda beliriyor.İnanılmaz güzel bir bina otantik bir havası var.







Medrese faal şu anda ve Taşkentte eğitim veren 3 büyük medreseden biri.






Binanın işlemeleri bizim mimarimizi anımsatsada bizimkinden biraz farklı.Daha sonradan fark ettiğim bir şeyde işlemelerin boyalarının restorasyonunun çok kötü yapılmış olduğu.Turuncu
boyanın eski boyananları iele yeni boyananları arasında bariz farklılıklar var.








Haritada Medresenin hemen yanında gözüken Gülpazar camisini de önce uzaktan çekiyorum








Medresenin dört köşesinde dört adet kule var.







Daha sonra camiyi yakından çekiyorum.Bu arada gelen giden soru soran çok oluyor.Sanırım turistleri gezdirenler benden huylanıyorlar.Birde burda çekim yapmamdan rahatsız olanlar olabileceğini düşünerek caminin içinde çekim yapmaktan vazgeçiyorum,hatta dışında da...





Son bir kare Kuldaş medresesini çekiyorum





Medresenin sol duvarının dibi irili ufaklı dükkan ve tezgahlarla dolu.Ne yazıkki süper geniş objektifim yok.Ve yeterli mesafede yok çekim yapabilmem için.Genede bir kaç kare çekiyorum





Çarşının içinden geçiyorum anababa günü,zor ilerliyorum ve nedense izlendiğim hissine kapılıyorum.Sanki biri pazarda fotoğraf çeksem makinemi alacak gibi geliyor.Değişik bir binayı uzaktan çekiyorum sadece




Haritanın azizliğine uğruyorum rotamdan azda olsa sapsamda sonun hedefim olan Barakhan Medrsesi ve Namazgah camiisine ulaşıyorum.Güneş de yavaş yavaş gücünü göstermeye başlıyor meydanda...





İlk hissettiğim şey bu meydanda büyük bir ferahlama.Kendimi deniz kenarındaki kum
tanesi gibi hissediyorum.Halbuki meydan o kadarda geniş değil aslında.












15 dakika boyunca bir sürü fotoğraf çekiyorum ama gözyüzü hep gri çıkmış.Polarize filitre bile fayda etmemiş.Keşke daha erken gelse imişim buraya.







Binaların dış süslemeleride biraz parlak bana kalırsa.Restarasyon'da sınıfta kalmışlar bence...



Gitmeden son bir kaç kare daha...





Dediğim gibi büyük 3 medrese ve herbirinin yanında büyük camileri olsada bu medreselere yakın irili ufaklı bir çok camii ve mescid var.






İşte fotoğraf makimemi aldığımdan beri zevkle yaptığım serilerden biri.Yanlarına yaklaşıp maillerini almayı düşündüm daha sonra fotoğrafları gönderirim diye ama sonra vazgeçtim.Ve şimdi çok pişmanım almadığıma...




Bu küçüklerin gösterisini beklemedim.Ama önlerindeki çalgılar Özbek milli çalgısı,düğünlerin olmazsa olmazı...





Bu çekim yapanları görünce heycandan makinemin ekran kapağını düşürmüşüm onu bulup çekime devam ediyorum.Ve hani derler ya olayın kamera arkasına geçiyorum.

Bu arada fotoğraf yok ,biraz mola ...
Turkuazda yemek yiyorum.Alış veriş yapmak için supermarkete girdiğimde elektrikler kesiliyor.Bende karmım tok şekilde Cep telefonuma kulaklık aramak için Navai ye geri dönyorum.Hemde Filitre arıyorum yeni 70-300 VR'ıma. Ama yok yok yok....






Objektifimi denemek için güzel bir şans,zoom obketifler tele-zoomlar biraz bana paparazzilik gibi geliyor.insanların özel yaşamlarına müdehale gibi...
Bunu düşünerek kızlardan izin alıyorum.Tabii önce çekip sonra izin almak biraz abes oluyor.





Savaşlarda ölenlerin anısa yanan ateşe gidiyorum.Ateş aynı ateş Moskova'da da,Petersburg'ta da, Taşkent'te de devamlı yanıyor.Hatta gaz hatlarını yenilerken bile yanan ateşten bir mum yakıyorlar,yani ateş asla sönmüyor...




Ve savaşta ölenlerin adlarının yazılı olduğu levhalar, yüzlerce levha ve her levhada yüzlerce isim var.

Ve gene meşhur Üzgün Ana ve yüreklerde yanan ateşi simgeleyen ve hiç sönmeyen ateş..





Özgürlük meydanının sonunda kucağında bebek olan Vatan Ana heykeli.Üst tarafında yer küre yeralıyor.Dünyanın üstünde ise kocaman bir Özbekistan haritası.




Meydana metro tarafından gelirken altından geçilen kapının üstndeki 3 uçan leylek heykeli.Bunların dışında üş sağda üç solda topla altı adet leylek heykeli
daha var ama onlar hem tek başlarına duruyorlar hemde ayakları üstünde.


Ve şehrin tiyatro salonlarından biri.Sanırım konservatuar olarakda kullanılıyor.


Kısa bir Taşkent turu...
Umarım fotoğrafları beğenirsiniz.
Hatalar için affola, biliyorum fazla detay yok metinlerde bir dahakine inşallah....

Hoşçakalın

Serdar

Kullanılan Ekipman:
Nikon D70S
Nikkor 18-70
Nikkor 70-300 VR
Circular polarizer filitre
UV filitre